foto1 foto2 foto3 foto4 foto5


Okul Yolu
Bir Eğitim Sitesi

Okul Yolu

İdareci Öğretmen ve Öğrencilere yönelik bir eğitim sitesi

Tasfiye Amaçlanıyor!

egitim sen

Eğitim Emekçilerine Yönelik Her Türlü Yasa Dışı Müdahalenin Karşısındayız

Bugün, yargıyı kuşatan siyasi iktidar tarafından hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları alabildiğine zedelenmektedir. AKP iktidarının toplumu kutuplaştırıcı, öfke empoze eden politikaları ve eğitimcileri itibarsızlaştırma hamleleri, maalesef her geçen gün meyvesini vermektedir. Devamı

,

 

Makale Dizini

Siz hangi zekâya sahipsiniz?

Hangi tür zekâya sahip olduğunuzu biliyor musunuz?

Eskiden tek zekâ kavramından bahsedilirken bugün 8 farklı zekâ türü olduğu kabul ediliyor.

Peki, siz hangi zekâ türüne sahipsiniz? İşte 8 farklı zekâ türü...



Sözel zekâ: Kelimeleri etkili kullanma yeteneğidir. Dinleyerek öğrenmeyi sever, duygu ve düşüncelerini sözel ifadelerle aktarırlar. İyi yazarlar, iyi anlatırlar, kitap okumayı, kelime oyunları severler. Kavramlarla ve kelimelerle düşünürler. Sözel zekâya sahip insanlar daha çok yazar, gazeteci ve politikacı olurlar.  

Sayısal zekâ: 

Sayısal zekâsı yüksek olanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmayı, “neden” demeyi severler, çok soru sorarlar. Olayları kategorize ederek bağlantılar kurmaya kafa yorarlar. Hesap yapmayı, bir makineyi söküp nasıl çalıştığını görmeyi severler. Nedenini bilmediği şeyi fazla akılda tutamazlar. Bilim adamı, matematikçi ve bilgisayar programcısı olma ihtimalleri yüksektir. 


Görsel zekâsı yüksek olanlar işittiklerini değil de, gördüklerini akıllarında daha iyi tutarlar. Film ve slayt gösterileri eşliğinde öğrenmeyi severler. Hayal dünyaları geniştir. Resimli kitaplara, sanatsal etkinliklere yatkındırlar. Renklere çok hassastırlar. Mimar, fotoğrafçı ve dekoratör olabilirler. 

Müzik zekâsı: 

Ritim, nota, ses tonu, ahenk, melodi gibi müziksel unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Müziksel unsurları hemen fark ederler, değerli bulurlar ve ifade ederler. Nota, solfej bilmeseler bile, melodileri hemen akılda tutarlar. Müzik eşliğinde çalıştıklarında öğrendiklerinin kalıcılığı artar. Tempo tutma, mırıldanma, ıslık çalma, eşlik etme, müzik dinleyerek kitap okuma sevdikleri şeylerdir. 



Bedensel zeka: 

Bir sorunu çözmek, bir model oluşturmak, bir şeyler üretmek için bedenlerini, ellerini, parmaklarını kullanabilme gücüdür. Bedensel zekası yüksek olanlar, duygu ve düşüncelerini dokunarak, hareketlerle anlatmada beden dilini kullanmaya çok yatkındırlar. Koşmayı, zıplamayı, mimik ve jestleri kullanmayı, bir yerler inşa etmeyi çok severler. El becerileri iyidir, tamir işlerini çok rahat yaparlar. Başkalarının mimik ve jestlerini kolayca taklit ederler. Sporcuların, aktörlerin, heykeltıraşların çoğu bedensel zekası yüksek olan insanlardır. 

Sosyal zeka: 

Çevresindeki insanların duygularını, isteklerini, ihtiyaçlarını anlama, ayırt etme ve karşılaştırma gücüdür. Sosyal zekası yüksek olanlar, insanları tanıma konusunda çok başarılıdırlar. Liderlik özellikleri vardır. Yüz ifadelerine ve seslere, insanlardaki farklılıklara duyarlıdırlar. Yüzleri çok iyi okurlar. Analiz etme, yorumlama ve değerlendirme kapasiteleri yüksektir. Sözlü ve sözsüz iletişimde yetenekleri üstündür. Organize etmeyi, lider olmayı, başkalarına yardım etmeyi, empatik iletişimi ve öğretmeyi severler. Genellikle danışman, öğretmen ve siyasi lider olurlar. 

İçsel zeka: 

Kendi ile ilgilenme, kendini tanıma, güçlü zayıf taraflarını fark etme yeteneğidir. Kim olduğu, neyi yapmak istediği, nelere yönelmesi gerektiğini, nelerden uzak durması gerektiğini bilme kapasitesidir. Bir şeyi düşünürken kendi duyguları, ilgisi, ihtiyaçları ve istekleriyle amaçlarını bağdaştırmaya çalışırlar. Bağımsız olma, kendilerini açık ve net dile getirme, olaylardan ders almaya yatkındırlar. Psikolog olmaya yatkındırlar. 

Doğal zeka: 

Çevre, doğa olayları, ekolojik unsurlara aşırı duyarlıdırlar. Düşünürken doğa formları, hayvan- bitki figürleri ile düşünürler. Hayvan beslemeyi, doğayı, toprakla uğraşmayı önemserler. Mevsimler, iklim olayları ile ilgilenirler. Hava tahmin konularına ilgi duyarlar.

http://www.haber3.com/ alınmıştır.


 

Hafızanızı böyle geliştirin!

 

İnsanoğlunun sahip olduğu en hayati yetenek olan hafızayı geliştirmek çok da zor değil.
05.07.2010 11:49:33

 

Bellek (hafıza) insanoğlunun sahip olduğu en hayati ve önemli yeteneklerinden birisi. Bir an için durup düşünelim belleğimiz olmasaydı neler olurdu? Hayal etmesi bile korkunç değil mi? Düşünün sabah kalkıyorsunuz ne yapacağınızı bilmiyorsunuz. On dakika önce arkadaşınızla neler konuştuğunuzu hatırlayamıyorsunuz.

Felsefesi ara-bul-geriye getir!

 

Kırktan fazla bilimsel makalesi yayınlanan ve çeşitli topluluklara bilimsel psikoloji çerçevesinde gelişim seminerleri sunan bir iletişim psikolojisi uzmanı olan Doğan Cüceloğlu hafızayı geliştirmek için altı aşamalı hafıza geliştirme yöntemi öneriyor. Cüceloğlu bu aşamaların örgütleme, ayrıntılama ve ara-bul-geriye getir içinde yer alan alıştırma yapma ilkeleriyle gerçekleştirildiğini söylüyor. Bu aşamaların okullarda ve diğer eğitim kurumlarında da uygulanırsa başarıya ulaşılabileceğini de sözlerine ekliyor.

 

Gözden geçirin: Öğrenmek istenilen malzemenin gözden geçirilmesini ve nasıl düzenlendiğinin incelenmesini içermektedir. Konu ana hatlarıyla düzenlenip kendi kelimelerinizle ayrılabilir. Daha sonraki aşamalarda da okunulan bilginin özetin neresinde yer aldığı akılda tutulursa öğrenmek istenilen bilginin bu şekilde örgütlenmesinin yararı ortaya çıkar. Örgütlenerek organize edilerek çalışılan bir bilginin belleğe ne kadar yardımcı olduğu bu şekilde görülebilir.

 

Soru hazırlayın: Örgütlenen her bölümle ilgili soru hazırlanma.

 

Okuyun: Hazırlanan sorulara cevap ararcasına okuma yapılması.

 

İlişkiler kurun: Sorulara cevap verdikçe bölümler arasındaki bağlantıların neler olduğu anlaşılacaktır.

Tekrar edin: Her bölüm bitirilince birkaç kere tekrar edilmesini ve o bölümde hatırlanmasında zorlanılan kavramların farkına varılıp özellikle o kavramların gözden geçirilmesi gerekir.

 

Yeniden gözden geçirin: Konunun ve bu aşamaların tam olarak yapılıp yapılmadığını gözden geçirin. Bu aşamada konunun temel bölümlerinin ve bu bölümlerdeki temel kavramların hatırlanılması gerekir.

http://www.leyditurk.com/haber.asp?haberid=7917 alınmıştır



 

 


 

Bir haftada zekânızı arttırın

 

Bir haftalık bir programla zekânızı arttırma istemez misiniz?
10 Mayıs 2007 12:58

 

Hangimiz bir gün yataktan kalkıp da daha akıllı olduğumuzu görmek istemeyiz ki? Bu dilek her ne kadar ütopik olarak görülse de bir bilim adamının yöntemi, 1 hafta gibi kısa bir sürede, zekayı yüzde 40 oranında artırmanın mümkün olduğunu ortaya koydu.

Beynin herhangi bir kas gibi olduğunu ve egzersizlerle güçlenebileceğini öne süren İskoçya'daki Edinburgh Üniversitesi'nin Biyomedikal Bölümü'nden Prof. Mark
Lythgoes'in 1 hafta süren programı BBC'de yayınlandı. 

Programa katılan 100 kişinin IQ'larında, yüzde 40 oranına varan artış görüldü. Bu
artış katılımcıların programa katılmadan önce girdikleri testle, programdan
sonra uygulanan test sonuçları karşılaştırılarak elde edildi.

İşte bir haftalık program

Cumartesi: Dişinizi her zaman kullandığını elinizle değil, diğeriyle 
fırçalayın. Ve gözünüzü kapatarak duş alın.

Pazar: Sabah saatlerinde bulmaca çözün. Ve kısa yürüyüşe çıkın. 

Pazartesi: Akşam yemeğinde yağlı balık yiyin. İşe ya yürüyerek ya bisikletle 
ya da daha önce kullanmadığınız bir araçla gidin.

Salı: Sözlükten bilmediğiniz sözcükleri öğrenin. Ve bunları günlük 
konuşmanızda kullanmaya çalışın.

Çarşamba: Yoga, Pilates ya da meditasyon derslerine katılın. Daha önce 
tanımadığınız bir insanla konuşun.

Perşembe: İşe daha önce kullanmadığınız bir yoldan gidin. Televizyondaki ciddi bilgi programlarını izleyin. 

Cuma: Alkol ve kafein tüketmekten kaçının. Alışverişe çıkarken listeyi 
ezberlemeye çalışın.

The Guardian

haber3.com alınmıştır


 
 

Zeka doğuştan mı, sonradan mı?

 

Bebeklerin zeka gelişiminin anne karnındayken başlayıp, çocukluk yıllarına kadar devam ettiğini biliyor muydunuz? Peki çocuğunuzun zekâsını geliştirmek için size birçok görev düştüğünü?

 

Parents Dergisi'nden Müge Serçek, bebek ve çocukların zekâsını geliştirmek için neler yapılması gerektiğini, Davranış Bilimleri Enstitüsü (DBE) Çocuk ve Genç Bölümü Uz. Klinik Psikolog Aslı Kızıltoprak Tuna’ya sordu.

 

Zekâ nedir, geliştirilebilir mi?
Şimdiye kadar zekânın tanımı konusunda pek çok anlayış geliştirildi. Eski anlayışa göre zekâ, doğumla birlikte belirlenmiş olan, sabit ve değiştirilemeyecek bir kavramken günümüzde birçok alt yetenekten meydana geliyor. Bu yetenekler doğuştan getirildiği gibi sonradan da kazanılır ya da geliştirilir. Zekâ, çocukları sayısal verilere dayanarak sınıflandırmaktan ziyade, onların içlerinde var olan potansiyelleri anlamak, hangi alanlarda daha başarılı olabileceklerini ortaya çıkartmak için kullanılır.

 

Bebeğin zekâ gelişimi tam olarak ne zaman başlar?
Zekâ gelişiminin hamilelik döneminde başladığını söyleyebiliriz. Anneler beslenmeleri ve ruhsal hallerine dikkat ederek bebeklerinin zeka gelişimlerine katkıda bulunabilirler. Bu dönemde annenin öncelikle sağlık kontrollerini düzenli bir şekilde yaptırması, vitamin ve demiri eksik etmemesi, beslenmesine özen gösterip, ideal miktarda kilo alması ve düzenli bir şekilde egzersiz yapması bebeğin gelişimini önemli ölçüde etkiler.

 

Annenin mutlu olmasıyla çocuğun zekası arasında bir ilişki var mıdır?
Annenin mutlu ve neşeli olması, bebeğini isteyerek beklemesi ve onunla iletişim halinde olması bebekte güven duygusunun temellerini oluşturur. Yapılan araştırmalar anne karnındaki 5-6 aylık bebeklerin dışarıdan sesler duyduklarında tepki gösterip kalp atışlarının arttığını göstermiştir. Bu nedenle annenin bebeğine konuşması, şarkılar mırıldanması bebek için oldukça olumludur. Buna karşılık depresyonda olan, bebeğini istemeyen anneler olumsuz duygularını hormonlar yoluyla bebeklerine ilettiklerinden prematüre doğum, düşük kilo doğumların ortaya çıktığı da yine araştırmaların sonuçları. Bu çocukların ileriki yaşamlarında da güvensiz olmaları ve sosyal uyum sorunları ile karşılaşmaları olası.

 

İlk üç yılda anne ve bebek arasındaki ilişki, bebeğin zekâsına nasıl etki ediyor?
Bu dönem çocuğun zekâ gelişimi açısından belki de en önemli dönemidir. Gülümsemek, konuşmak, dokunmak, sarılmak, öpmek bebeğin gelişimine önemli ölçüde katkıda bulunacaktır. Anneyle kurulan güvenli bir bağ bebeğin çevresini keşfetmeye ve becerilerini ortaya çıkartmasına fırsat verecektir. Bu dönemde bebeklerin algı ve hareket gelişimi, zihinsel, duygusal ve dil gelişimi çok hızlı olduğundan, farklı öğrenme deneyimleri ile (insanlar, oyuncaklar, eşyalar, hayvanlar, renkler) karşılaşmalarını sağlamak çok önemlidir. Ancak bu şekilde bebeğin beynindeki sinir ağlarının gelişimi hızlanır ve zekâ gelişimi de bundan olumlu yönde etkilenir. Eğer bebeğin doğuştan getirdiği bu sinir hücreleri arasındaki bağlarının gelişmesine sebep olacak uyaran ve ihtiyaçlar bebeğe verilmez ise bu hücreler ölür.

 

Bebeklerin zekâsını annelerinden alındığı biliniyor, bu doğru mu?
Bu konu son zamanlarda fazlasıyla tartışılan bir konu olması itibari ile yapılan son çalışmalar her ne kadar zekânın anneden bebeğe geçtiğini ifade ediyor olsa da biz Enstitü olarak buna kesin bir yanıt vermemeyi tercih ediyoruz.

 

Sosyal çevrenin zekânın gelişimine etkisi var mı?
“Sevdirmez, öptürmez, utangaçtır” diyerek bebeği insanlardan kaçırmak yerine onlarla ilişki kurabilmesi için cesaretlendirmek, bebeğin zekâ ve sosyal gelişimi açısından daha doğrudur. Çocuklar doyurulmaz bir merak, enerji ve etkinlik içindedirler. Eğer evdeki yaşam, disiplin ortamı bu girişkenliğe fırsat tanıyan, deneme-yanılmalara olanak sağlayan bir yapıda ise çocukların girişkenlik duygusu gelişimini sürdürür; zihinsel becerilerini sınayıp geliştirme fırsatı ortaya çıkar. Aksi durumda pasif, çekingen ve güvensiz çocuklar ortaya çıkar.

 

Çoklu zekâ kavramı nedir?
Çoklu zekâ kavramı 1983 yılında Howard Gardner tarafından geliştirilmiştir. Bu kurama göre zekâ, içinde bulunduğumuz sosyal ortamda yararlı şeyler yapabilmek, problemlere çözüm üretebilmek ve değişimlere ayak uydurup, yaşamı devam ettirebilmek için her kişide bulunabilecek yetenek ve beceri alanlarıdır. Her bireyde bu alanlar farklı düzeylerde bulunabildiği gibi, uygun imkânlar sağlandığı takdirde her birey bu alanları geliştirebilme kapasitesine de sahiptir. Bu kurama göre 8 çeşit zekâ vardır: Sözel-dilsel zekâ, mantıksal-matematiksel zekâ, görsel-mekânsal zekâ, bedensel-kinestetik zekâ, müziksel-ritmik zekâ, kişilerarası-sosyal zekâ, kişisel-içsel zekâ ve doğacı-varoluşçu zekâ. Bu zekâ alanları birbirleri ile iletişim halindedir ve bir iş yapılırken tek başlarına değil, bir kaçı bir arada kullanılırlar.

Zekâ gelişiminde anne ve babalara düşen görevler
• Çocuğunuzu 3 yaşına kadar televizyondan olabildiğince uzak tutun.
• Çocuklarınızla oyun oynayın. Erken çocukluk döneminde oynanan oyunlar bebeğin zekâ gelişimi için oldukça önemlidir. Oyun, sorumluluk alma, paylaşma, işbirliği yapma, problem çözme becerilerini geliştirme imkânı tanır.
• Yaşına uygun legolar, yap-bozlarla oynamasını sağlayın. Resim yapmasına destek olun.
• Resimler arasındaki farklılıkları bulma, hikâye tamamlama gibi bilişsel becerilerini geliştirecek oyunlar oynayın.
• Çocuğunuzun zihinsel yapısı ve öğrenme biçimine uygun aktiviteler ve hedefler belirleyin.
• Çocuğunuzun merakla her şeyi sormasından sıkılmayın, bıkmadan sorularına cevap verin. Konuşun ve o konuşurken de onu gerçekten dinlediğinizi, anladığınızı gösterin.
• Seçimlerine saygı duyun. Kendi başına giyinmesine, kendi istediği yemeği yemesine (belli koşullar dâhilinde) izin verin.
• Olumsuz davranışlarını cezalandırmak yerine, olumluları ödüllendirin. “Yapabilirsin, başarabilirsin, üstesinden gelebilirsin” gibi mesajlar verin.
• Çocuğunuza model olun. Ondan yapmasını istediğiniz şeyleri öncelikle siz yapın. Örneğin, kitap okuyun, spor yapın, sanatsal aktivitelere katılın.

Oyuncağını söyle, mesleğini söyleyeyim!
Çocukların zekâ gelişimine yönelik yüksek lisans tezi hazırlayan Uğur Zat Tan, oyuncakların çocukların zekâ gelişimini, dolayısıyla da meslek seçimini etkilediğini söylüyor. “Çocuklar farklı ilgi ve yeteneklerinin belirlenebileceği farklı zekâ gruplarına göre (Gardner Çoklu Zekâ Kuramı) oyuncaklar ile tanıştırılma şansı yakalarlarsa yetenek ve ilgileri belirlenebilir. İlgi ve yetenekleri hakkındaki bu ipuçları onların mesleki eğilimlerini belirler.” Uğur Zat Tan Çoklu Zeka’ya göre oyuncak seçimini ve bu seçimin meslek yönelimine etsini şöyle sınıflandırıyor.

Çoklu Zekâ Kuramı’na göre oyuncaklar ve uygun meslekler

Dilsel zekâ: Kart ve pano oyunları, oyuncak telefon, hikâye yaratılabilecek set oyuncaklar, telsiz oyuncaklar.

Dilsel zeka alanı: Editör, avukat, hakim, öğretmen, politikacı, kütüphaneci, postacı, farmakoloji, televizyon ve gazete raportörü, aktör.

Müzikal zeka: Enstrümanlar, müzik dinlemeye imkan veren aparatlar, karaoke.

Müzikal zekâ alanı: Müzisyen, dansçı, eğence sektörü çalışanı, müzik öğretmeni, şarkı sözü yazarı, besteci.

Mantıksal matematiksel zekâ: Bloklar, kümelenebilen ve yerleştirilebilen oyuncaklar, puzzle, pastel boyala yapılan çalışmalar, tombala oyunları.
Mantıksal matematiksel zekâ alanı: Bankacı, muhasebeci, mali müşavir, bilim adamı, mimar, bilgisayar programcısı, marangoz, mühendis, kobi sahibi.

Uzamsal zekâ: Bloklar ve blok çeşitleri, çizim yapılabilecek herhangi bir materyal, oyun hamurları, parmak oyunlar, puzzle.
Uzamsal zekâ alanı: Artist, pilot, fotoğrafçı, kuaför, mimar, mühendis, marangoz, ressam, heykeltıraş.

Bedensel kinestetik zekâ: Bloklar ve blok çeşitleri, sallanabilen, tırmanılabilen, itilebilen, çekilebilen oyuncaklar, bisiklet.
Bedensel kinestetik zekâ alanı: Bedensel işlerde çalışan işçi, itfaiyeci, atlet, astronot, terzi, doktor, dansçı, koreograf, artist.

Kişilerarası sosyal zekâ: Bloklar ve blok çeşitleri, oyuncak telefon, kuklalar ve minyatür bebekler, bir konuya ait materyaller, giydirilebilir ve çıkarılabilir kıyafetler ve bebekler.

Kişilerarası sosyal zeka alanı: Öğretmen, çocuk gelişimi uzmanı, garson, hemşire, kasa görevlisi, psikolog, sosyal işler çalışanı, resepsiyonist, KOBİ sahibi, halkla ilişkiler çalışanı.

Doğa zekâsı: Kum, su, taşlar, çiftlik hayvanları, oyuncak hayvanlar, oyuncak kürek.
Doğa zekâsı alanı: Hayvanat bahçesi çalışanı, balıkçı, çiçekçi, veteriner, ormancı, peyzaj mimarı.

H2      www.haberturk.com alınmıştır


 

Güçlü hafıza neyle bağlantılı? 

 

Yeni bir araştırmaya göre, beyindeki benzer anılar aynı şekilde biriktiriliyor. Araştırmada, belli bölgedeki beyin yüzeyi daha geniş olan kişilerin geçmişi daha net hatırladığı ileri sürülüyor. 

 

Son dönemde yapılan araştırmada, bilim insanları dört ortak anıyı paylaşan 15 kişinin beynini görüntüledi.

Daha sonra "PNAS" adlı dergide yayımlanan çalışmada, anıların beynin "hipokampus" bölgesinde yer alan "CA3" adlı özel bir bölümünde üst üste biriktirildiği belirtildi.
Çalışmada, "CA3" bölgesi büyük olan kişilerin anılarının daha az üst üste geldiği ve böylece geçmişi daha net hatırladığı iddia edildi. 

Anılar üst üste çakışıyor 

Araştırma kapsamında 15 kişiye dört adet kısa film gösterildi. 

Filmlerde iki farklı olay iki farklı bölgede geçiyordu. Araştırmaya katılanlardan beyinleri görüntülenirken bu olayları 20 kere anımsamaları istendi. 

Beyin görüntülenmesi sırasında hipokampusun diğer bölgelerinde etkinlik görülmezken, CA3 bölgesinde fark edilebilir bir bellek hareketliliği görüntülendi. 


Ayrıca anıları hatırlamakta zorluk çekenlerin anılarının üst üste çakıştığı gözlendi. 

Araştırmacılar gözlem sırasında çalışmaya katılanların CA3 bölgelerini de ölçtü. 

CA3 bölgesinin genişliğinin anıların üst üste dizilmesinde ya da insanların anımsama zorluğu çekmesiyle ilgili olduğu gözlendi. 


Hücrelere değil, CA3'ün genişliğine bağlı 

Günlük hayatta insanların en çok nerede ve kiminle zaman geçirdiği gibi anıları depoladığı biliniyor. İnsanlar bu anıları "gerektiğinde" yeniden hatırlıyor. 

Fakat bazı insanlar bu konuda daha başarılı oluyor. 


Daha önceki çalışmalarda, anıları daha iyi hatırlayan insanların bu başarılarının beyin hücrelerinden kaynaklandığı belirtiliyordu. 

Ancak elde edilen yeni veriler, bunun beyindeki alanın genişliğiyle ilgili olduğunu ortaya koyuyor. 

University College London (UCL) Nörolojik Görüntüleme Merkezi'nden Profesör Eleanor Maguire, yeni verilerin neden bazı kişilerin geçmişi anımsamakta güçlü k çektiğini ve neden diğerlerinin daha iyi olduğunu ortaya koyduğunu söylüyor. 


Beynin büyüklüğüyle bağlantılı değil 


Araştırma ekibinden Dr. Martin Chadwick daha geniş CA3 bölgesi olan katılımcıların beyinlerindeki daha çok sinir hücresi ile bu hücreler arasında daha çok iletişim olduğunu belirterek, bunun anıların çakışmasını önlediğini söyledi. 

Fakat bu bölgenin büyüklüğü beynin büyüklüğü ile bağlantılı değil. 

Eleanor Maguire daha önce Londra'daki taksi şoförlerinin beyni üzerinde de bir çalışma yapmıştı. Araştırma şoförlerin beyinlerindeki hipokampusunun geliştiğini ortaya koyarak şoförlerin yön duygularının arttığı bulgusuna ulaşmıştı. 

UCL'den araştırma ekibinde yer almayan Dr Hugo Spiers şoförlerin üzerindeki çalışma ile yeni çalışmanın farklı olduğuna dikkat çekti. 

Spiers, "Yeni araştırma şoförlerin yön duygusunun geliştiğini, fakat bunun anıları anımsamaktan çok farklı olduğunu gösteriyor” dedi. 

Spiers, CA3 bölgesinin daha çok geçmişte yaptığımız konuşmaları anımsamakla ilgili olduğunu belirtti. BBC 

http://www.gazeteport.com.tr/haber/175194/guclu-hafiza-neyle-baglantili 


 

9 basit ipucuyla hafızanızı geliştirin 

 

Günlük hayatın yoğun temposu, küçük hafıza sorunlarına sebep olabiliyor.

 

Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Türker Şahiner, 9 basit ipucuyla hafızayı canlı tutmanın yöntemlerini paylaşıyor.

İpucu 1: Anahtarlık, gözlük gibi yerini hatırlamakta zorlandığınız nesneler için, kullanmadığınız zamanlarda koymak üzere bir yer belirleyin.

 

İpucu 2: Not alın. Telefon numaraları veya randevuları hatırlamakta zorlanıyorsanız, bunları listeleyerek görebileceğiniz bir yere asın.  Listeniz önemli görevlerinizi size hatırlatacaktır.

 

İpucu 3: Yüksek sesle kelimeler söyleyin. Örneğin kendi kendinize "Ocağı kapattım" deyin. Bu size daha sonra ocağı kapatıp kapatmadığınızı hatırlatır. Bu yöntem insanlarla tanışırken de isimlerini hatırlama konusunda faydalı olur.

 

İpucu 4: Hafıza yardımcılarını kullanın. Cep telefonunun anımsatıcılarını, kol saatinin alarmını, ses kaydedicileri kullanabilirsiniz.

İpucu 5: Görsel imgelerden faydalanın. Bir kişinin ismi gibi yeni bir bilgi öğrendiğinizde aklınızda bir görüntü oluşturun. Bu görüntüler, bilginin unutulmasını önlemeye yardımcı olur.

 

İpucu 6: Anımsatıcıları gruplayarak kullanın. Anımsatıcılar hatırlamakta kullanılan bir tekniktir. Örneğin; listeleri, isimleri bir kısaltma haline getirin ve böyle ezberleyin. Başka bir anımsatıcı tekniği de bir akrostiştir. Hatırlamak istediğiniz her öğenin ilk harfini kullanarak akrostiş yaratabilirsiniz. Tekerlemeler veya hatırlanması gereken her öğeyi bağlayan hikâyeler yararlı olur.

 

İpucu 7: Konsantre olun ve rahatlayın. Birçok çevresel etken, dikkatinizi dağıtabilir. Bir şey hatırlamak istediğinizde, hatırlanması gereken öğeler üzerinde konsantre olun. Yeni bir bilgi öğrenirken o bilgiye yoğunlaşın ve dikkat dağıtıcı faktörleri önleyin. Anksiyete ve stres de hatırlamayı engeller. Derin nefes alma ya da kas gevşetici egzersizleri gibi rahatlama tekniklerini öğrenin.

 

İpucu 8: Uykunuzu alın. Uyku esnasında beyin yeni bilgileri pekiştirir. Araştırmalar, iyi bir gece uykusunun ardından daha önce öğrenilen bilgilerin daha iyi hatırlandığını gösteriyor.

 

İpucu 9: Hatırlama güçlükleri yaşadığınızdan şüpheleniyorsanız, doktorunuza danışın. Depresyon, işitme veya görme kaybı, tiroid fonksiyon bozukluğu, bazı ilaçlar, vitamin eksiklikleri ve stres, düzeltilebilir hafıza sorunlarına neden olabilir.

 

http://saglik.milliyet.com.tr/9-basit-ipucuyla-hafizanizi-gelistirin/ruhsalsaglik/haberdetay/08.08.2011/1424117/default.htm alınmıştır

 


 

Süper bir hafıza için 9 alıştırma

 

1- TERS EL ALIŞTIRMASI

Yemek yerken, diş fırçalarken, bıçakla bir şey keserken, yazı yazarken kısacası her işte kullandığınız elin tam tersini kullanmaya çalışmanız, beyninizin pasif kalmış diğer yarısını harekete geçirecektir. Haydi o zaman, düzgün olmasa bile fırçayı, kaşığı, boyayı, kalemi kullanmadığınız elinize alın. Rutinden uzaklaşın, beyninizin atıl kalmış yerleri parlasın ve çalışsın.

2- ÇOCUK MERAKI OYUNU

Çocukların hiç durmadan soru sormaları ve cevaplar aramaları onların doğalarında var. Beyinleri bizden 3 kat daha hızlı çalışmaktadır. Tüm verileri inanılmaz hızda hafızalarına kaydederek deneyim zenginliği oluşturmaktadırlar. Özellikle 8-9 yaşından sonra sosyalleşmenin etkisiyle bireyler ortaya çıktıkça çocuğun merak duygusu köre(lti)lir ve üretkenliği azalır, hatta yok olur. Çünkü merakla kullanılmayan birçok nöron bağlantısı yok olur veya zayıflar. Statik ve pasifleşmiş bir hafıza sahibi bireyler karşımıza çıkar. Unutmayın! Merak ilmin hocasıdır. Merak olmadan soru soramazsınız. Çocuksu merak, soru sormayı tetikler ve hafıza canlı kalarak öğrenmeyi sağlar. Öğrenmeyi öğrenmek ve güçlü bir hafıza için meraklanmayı ve soru sormayı terk etmeyin, aksine ateşleyin her zaman.

3- HARF BULMA ALIŞTIRMASI

Bir kitap veya gazete alın elinize ve renkli kalemlerle çift yazılmış sesli veya sessiz harfleri çizin. Örneğin; "bakkal" ve "elli" kelimelerinde iki defa yazılmış 'k' , 'l' harfleri fosforlu bir kalemle boyanır. Ne faydası olacak diyorsanız konsantrasyon beceriniz artacak. Daha odaklanmış bir zihinle olaylara ve kişilere yaklaşabileceksiniz. Dikkat etme süreniz yaptığınız alıştırmaların süresi ve miktarına bağlı olarak çoğalacak. Canlı ve aktif bir zihne sahip olmanın hazzını yaşayacaksınız.

4- POLİS SORUŞTURMASI ALIŞTIRMASI

Polisiye dizi ve romanlarda sorulan soruları kendinize sorun. "Dün saat 24'te neredeydin?" "Otelde iken kimler vardı? O sırada ne yapıyordun?" "Eve kaçta gittin? Yolda seni gören oldu mu?" "Sabah kaçta uyandın? Kahvaltıda ne yedin?" gibi soruları yöneltin ve cevaplayın mutlaka. Ne mi kazanacaksınız? Her yaptığınız işe dikkat kesilecek ve hafızanız canlanacak.

5- ÇAPRAZLAMA HAREKET ALIŞTIRMASI

Yerinizde sayarken (asker gibi) önce sağ bacağınızı havaya kaldırırken ters elinizle -sol el- sonra sağ elinizle sağ bacağınıza dokunun. Aynı çalışmayı sol bacak sağ el ve sol el dokunma hareketleriyle devam edin. Beyninizin her iki lobunu çıldırtın. Her iki lobu dengeli kullanın, parlasın, yansın ve size gülümsesin.

6- SEKİZ ÇİZME (FIRÇA) ALIŞTIRMASI

Yorgun zihninizi hemen canlandırmak istemez misiniz?

O zaman haydi şimdi! Gözlerinizi kapatın. Omuzlarınızı dik tutun ve derin derin nefes alın. Ve burnunuzun ucunda bir boya fırçası hayal edin. Daldırın fırçayı istediğiniz renge. Fırçanızla yatay bir sekiz çizin.

Fırçanın kenarından boyanın damladığını görün. Renklerin palet içindeki cümbüşünü seyredin birkaç dakika. Fırçanızdaki boyanın canlılığını fark edin. Bu alıştırmayı 10-15 defa yapın. S

7- ARABA AJAN ALIŞTIRMASI

Otobüste seyahat ediyorsunuz Elinize bir sözlük alın. Rastgele bir sayfayı açın ve bir kelimeye dokunun. O kelimeyle ilgili cümleler kurun. Araba plakalarına bakın. Harflerden kelimeler türetin. Zihniniz çalışsın ve canlansın. Aynı zamanda zengin bir kelime hazineniz olsun.

8- OTOBİYOGRAFİ ALIŞTIRMASI

Hayat hikâyenizi yazmak istemez misiniz? Haydi, kendinizi ilk fark ettiğiniz andan itibaren anılarınızı yazmaya başlayın. Sonra anasınıfı, ilkokul yıllarınızı düşünün ve o güzel anları kâğıda dökün. Burada bilinçaltınızı harekete geçirmeniz gerekiyor. Çocukken ve ilkokulda unutamadığınız arkadaşlarınızın takma adlarını, lakaplarını, yüz şekillerini, anne babalarının isimlerini, hobilerini hatırlamaya çalışın.

9- TELKİN

Yorgun, stresli hallerinizde pozitif telkinlerin gücünü yaşayın. Eğer yaşamadıysan şimdi denemek akıllıca olacaktır sizin için. Gözlerinizi kapatın. Omuzlarınızı dik olsun ve derin derin nefes alın. Olmak istediğiniz yere gidin şimdi. Yemyeşil bir vaha, yüksek bir tepeden yeryüzünü seyredin. Çok derin nefes alın ve pozitif bir enerjiyle yüklendiğinizi akli gözünüzle görün, hissedin. Sisimo tekniğini uygulayın yeter.

Zihninizdeki karmaşanın yok olduğunu duyumsuyorsunuz. Artık çok rahat, dingin ve huzurlusunuz. Dupduru bir zihinle evrenle bir bütün olduğunuzu görüyor ve farkındalığın tatlı bir hazzını yaşıyorsunuz şimdi. Evet inanılmaz bir doruk deneyimi yaşadığınızın farkındalığında farklı ve sıra dışı bir an sizi kucaklıyor. Sarmalıyor ruhunuzu sımsıcak şefkat ve değer dolu iki devasa kol. Dünyaya kattığınız değer sizi değerli ve özel bir insan yapıyor.

Birkaç örnek verelim:

- Tam bir güven ve emniyet içerisindeyim.

- Hafızamın gücüne inanıyorum.

- Yapabileceklerim yaptıklarım yanında bir okyanus misali uzanıyor.

-Daha fazlasını yapabilmeye yeteneğim var ve yapıyorum.

- Yaptıkça yapabileceklerimin daha çook olduğunu görüyorum.

- Yaptıkça çoğaldığımı fark ediyorum.

- Pozitif bir enerjiyle yüklendiğimi akli gözümle görüyorum ve hissediyorum.

(Genç Gelişim)

http://www.haber7.com/haber/20090707/Hafizanizi-zinde-tutmak-icin-9-alistirma.php


Zekâ testi

Aşağıdaki soruları tam 1 dakika içinde yanıtlamaya çalışın. Bir kâğıt   kalem alın ve cevaplarınızı not edin. Her soruya bir defa bakmaya   çalışın oldukça ilginç ve güzel bir zekâ testi…  Sadece biraz dikkat, hepsini çözeceğinize eminim.
Başarılar. 
1. Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker; kaç ayda 28 gün vardır?
2. Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat   arayla almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar   sürer?
3. Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum?
4. 30′u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti?


5. Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu, dokuzu ağır hastalandı, diğerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?
6. Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz   lambası, bir gaz sobası ve birde mum bulunan karanlık ve soğuk bir   odaya girdiniz… Önce hangisini yakarsınız?
7. Adamın biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi   güney manzaralı bir ev inşa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse   bu ayı ne renk olur?
8. 3 elma vardı ikisini aldım. Kaç elmam var?
9. Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı?
10. Chicago´ dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs   kullanıyorsunuz. Pittsburgh’da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland’da   8 yolcu indi, 6 yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20   saat sonra Philadelphia’ya vardığınızda şoförün adı neydi?
Tebrikler bitirdiniz. Şimdi kontrol edin.


,,

 

Sözleşmeli öğretmenlik

turk egitim sen

Mersin 1 no’lu şube, veliler tarafından darp edilen öğretmenler için basın açıklaması yaptı.

Mersin Akdeniz Güney Ortaokulu'nda veliler tarafından darp edilen öğretmenlerimize sahip çıkmak ve son zamanlarda eğitim çalışanlarına karşı gerçekleştirilen şiddet olaylarına dikkat çekmek ve kınamak için Türk Eğitim Sen yöneticileri, Türkiye Kamu Sen in diğer iş kollarındaki yöneticileri  ve üyeleriyle beraber basın açıklaması yaptı.  Devamı

Eğitim kovayı doldurmak değil

egitim bir senDenetim, kadavraya otopsi değil, hayata koruyucu hekimlik yapmaktır

Bir medeniyetin insanlığa olan faydasının, onun eğitim alanındaki başarısıyla ölçülmeye başlandığı günümüzde, neredeyse tüm toplumlar devletler eliyle eğitim sistemlerini daha nitelikli, daha etkili ve daha iyi hâle getirmek gayretindedir. Eğitimde kalite, öğretmenlik mesleğinin niteliği ve itibarı, fırsat ve imkân eşitliği, Devamı

 

,,,

 

Lütfen Paylaşalım

 

web servis

site ekle site ekle

Eğitim öğretim yılı

egitim is

Yargı Kararını Verdi: Eğitim Kamusal Bir Hizmettir ve Kamu Eliyle Yürütülmelidir

Hizmet Vakfı İle Milli Eğitim Bakanlığı Arasında İmzalanan Protokolün Yürütmesi Durduruldu 

Milli Eğitim Bakanlığı ile Hizmet Vakfı Arasında Değerler Eğitimi Verilmesine Dair 15.07.2014 tarihli işbirliği protokolünün değişiklikler ve ilaveler yapılarak 15.07.2017 tarihinden geçerli olmak üzere üç yıl süreyle uzatılmasına ilişkin Devamı

Minnetle anıyoruz

turk egitim sen

Meb’i kim yönetiyor?

Yönetici Görevlendirme sınavının ÖSYM tarafından  yapılacağı duyurulmuş  Milli Eğitim Bakanlığı, geçen ay yönetici atama takvimini yayınlamış, üç gün sonra geri çekmiş idi. Fakat bugün takvim aynı şekliyle tekrar yayınlandı. Madem aynen yayınlanacaktı, takvimin geri çekilmesinin hikmeti ne idi? Ne yapılmaya çalışılıyor? Devamı

 

Kotanlı: üniversitelerde torpil ve ayrımcılığa son verilsin

 

Üniversitelerde çalışan idari personelin torpil ve sendikal kayırmacılıktan müthiş derecede rahatsız olduğunu; üniversitelerde görev yapan eğitim ordusunun gizli kahramanları olan idari personelin; başta ekonomik ve özlük olmak üzere, mesleki ve demokratik sorunlarının iyice arttığını söyledi.”Daha öncede yaptığımız açıklamada dile getirdiğimiz gibi üniversitelerimizin rektör ve dekanlarına çağrıda bulunuyorum, üniversitelerde çalışan idari personelin taleplerine kulaklarınızı tıkamayın sendikal ayrımcılık yapmayın. Devamı için